Nazan İpşiroğlu, "Mozart'ın Sihirli Flüt Operasına yeni bir yorum" - 01.06.2007
Artist Modern (Nazan İpşiroğlu)
MOZART'IN SİHİRLİ FLÜT OPERASINA YENİ BİR YORUM:
BILGE ALKOR'UN SİHİRLİ FLÜT RESİMLERİ
18. YÜZYILDAN İTİBAREN HER DÖNEM YENİ BİR BAKIŞ AÇISIYLA, KATMANLARINDAN BİRİNİN YA DA BİR KAÇININ ÖN PLANA ÇIKARTILDIĞI FARKLI YORUMLARLA SAHNELENMEYE DEVAM EDİYOR SİHİRLİ FLÜT. "BİLGE ALKOR'UN SAHNE TASARIMIYLA YARATICI BİR REJİSÖRÜN YÖNETİMİNDE SAHNELENECEK OLSA BİR "İLK" GERÇEKLEŞMİŞ OLURDU.
Mozart'in 'Sihirli Flüt' operasi onun son iki yapıtından biri. Opera 1791'de tamamlanmış, ayni yil Viyana'da sahnelenmiş. Sihirli Flüt Mozart'in başka operalarina oranla, çok katmanli, değişik alımlama boyutlari içeren ve bu nedenle yoruma çok açık. Operaya duyulan ilgi ilk sahnelendiği 1791 yılından günümüze hiç eksilmemiş, her dönem yeni bir bakış açısıyla konuya yaklaşılmış; opera, katmanlardan birinin ya da bir kaçının ön plana çıkartıldığı değişik yorumlarla sahnelenmiş. Özellikle son yıllarda başkişilerin günümüz giysileri giymekle kalmayıp, güneş gözlüğü, sirt çantasi vb. aksesuvarlarla donatıldıklarını, dahasi sahneye bisikletle ya da oyuncak otomobille geldiklerini bile okuduk/gördük. Rejisörlerin eski yapıtları bugünle ilişkilendirmeleri sahnelemenin olmazsa olmaz koşulu haline geldi. Konuda yapilan değişiklikler bile artik doğal karşılanıyor, yeter ki inandırıcı olsun.
SİHİRLİ FLÜT, MOZART'IN OPERALARI ARASINDA DON GIOVANNI DIŞINDA RESSAMLARIN EN ÇOK İLGİSİNİ ÇEKEN OPERA OLMUŞTUR. ÖZELLİKLE 2(7. YY. RESSAMLARI BU OPERAYA BÜYÜK İLGİ GÖSTERMİŞLERDİR. SAHNE TASARIMI YAPAN RESSAMLAR ARASINDA OSCAR KOKOSCHKA, MARC CHAGALL, DAVID HOCKNEY, WILLIAM KENTRIDGE, KAREL APEL GÖSTERİLEBİLİR. BU İSİML.ERİ ÇOĞALTMAK OLANAKLI, ANCAK BU SANATÇILAR REJİSÖRLE BİRLİKTE DRAMATURJİ ÇALIŞMASI YAPARAK SAHNELENMEK ÜZERE TASARIMLARINI YAPMIŞLARDIR. SAHNELEMEDEN BAĞIMSIZ, SADECE OPERADAKİ KİŞİLERİN YA DA SAHNELERİN RESMİNİ YAPAN RESSAM DA YOK DEĞİL.
Bilge Alkor'un `Sihirli Flüt' resimlerinin, bu operaya yepyeni bir yorum getirdiğini düşünüyorum. Bilge Alkor'u disiplinler arası çalışmalarıyla tanıyoruz. Önce Shakespeare'in "Bir Yaz Gecesi Rüyası" ve "Fırtına"sının karakterleri; sonra Schubert'in "Kış Yolculuğu" lied'leri ve nihayet "Sihirli Flüt", onun disiplinler arası çalışmalarının ürünleri. Başka deyişle önce tiyatro, sonra şür ve müzik ve son olarak da sanat dallarının en geniş kapsamlısı diyebileceğimiz opera... AIkor'un, bu çalışmalarda her zaman konunun bütünlüğünü bozmadan derine indiğini, özü aradığını biliyoruz. Sihirli Flüt resimlerinde de yaklaşımı böyle mi? Yorumu belli bir amaca mı yönelik? Başka deyişle güncel bir soruna mı parmak basmak istiyor? Yoksa izleyicinin (burada benim) resimlere kattığı bir alımlama boyutu mu? Bu yazımda resimleri konu bağlamında alımladıktan sonra sorunun yanıtını okuyucuya bırakacağım.
SEVGİ, GÜÇ, BİLGELİK
Önce kısaca konuya bir göz atalım. Konu ilk algılama aşamasında tam bir masal etkisi bırakır. Gerçek masalla, tarihsel, mitolojik ve masonik öğelerle yoğrulmuştur. Olaylar eski Mısır'da İsis ve Osiris kültünün egemen olduğu bir ortamda geçer. Gece kraliçesinin kızı Pamina güneş kralı Sarastro'nun adamları tarafından kaçırılmıştır. Genç ve yakışıklı bir prens olan Tamino ormanda yolunu kaybeder, onu kovalayan ejderhadan kaçarken korkudan bayılır. Kraliçenin nedimeleri onun imdat seslerini duyar, ejderhayı öldürerek onu kurtarırlar ve kraliçeye haber verirler. Kraliçe Tamino'ya kızının resmini gösterir ve onu kurtarmasını ister. Resme bakar bakmaz Pamina'ya aşık olan Tamino, Kraliçeye kızını kötü adam Sarastro'nun elinden kurtaracağına söz verir. Kraliçe ona bir sihirli flüt verir. Yol arkadaşı olarak kuş adam Papageno'yu yanına koyar. Bu güç işi başarabilmeleri için, bunalımlı anlarında onlara yol gösterecek olan bulutlar arasında gökten inen üç bilge oğlandır. Tamino Sarastro'nun sarayına vardıktan, onun rahipleriyle konuştuktan sonra Sarastro'nun kötü adam olmadığını anlar. Sarastro'nun amacı, Tamino'yu sınamak ve onu Pamina ile evlendirerek kendi yerine geçirmektir. Rahiplerinden biri, Tamino'nun sınavı başaracağından kuşkuludur, Sarastro'ya sorar, `Sınavı başarabilecek mi? O bir prens,' der. Sarastro'nun yanıtı: 'Daha da öte, o bir insan,' olur. Bütün bunlardan habersiz olan Tamino, Pamina'ya kavuşabilmek için türlü sınavlardan geçer. Bu arada Gece Kraliçesi intikam hırsıyla kızından Sarastro'yu öldürmesini ister. Ancak Pamina bunu yapamayacaktır. Sarastro'nun kötü bir insan olmadığını bilmektedir. Tamino'ya olan sevgisi büyüktür. Tamino sınavların hepsini başarır ve sevgilisine kavuşur. En güç sınavı, Pamina ile birlikte yapacaklardır; topraktan, sudan ve ateşten geçmek. İki sevgili sihirli flütün gücüyle bunu da başarırlar.
Kaba çizgileriyle anlattığım konunun örgüsünde, Sarastro'nun adamlarından zenci Monostatos'un Pamina'ya aşık olup, onu taciz etmesi, Papageno'nun kendine kız arkadaş araması, Pamina'yı ve Papageno'yu, umutsuzluk içinde intihar edecekleri sırada bilge oğlanların kurtarmaları vb. olaylar, operaya hem renk hem de derin anlamlar katarlar. Böyle bakıldıkta opera eğlendirici ve aynı zamanda öğreticidir. Bu nedenle kamuoyunun Sihirli Flüt'e ilgisi eksilmemiştir. Sihirli flütün sesiyle birdenbire sessizleşip sinen vahşi hayvanlar, Papageno'nun yalın, ilk dinlendiğinde akılda kalan eğlenceli folklorik şarkıları, önce ihtiyar bir kadın olarak Papageno'nun karşısına çıkan Papagena'nın birden gençleşmesi vb. masalsı öğeler, operaya uzun yıllar bir müzikli masal, bir çocuk operası gözüyle bakılmasına neden olmuştur. Ancak alımlama sürecinde ortaya çıkan derin boyutlar, bu operanın pek çok inceleme ve araştırmaya konu olmasına ve çok değişik yorumlarla sahnelenmesine yol açmıştır. Nelerdir bunlar? ilk algılama aşamasında açıkça görülen üç temel kavram güç, sevgi, bilgeliktir. Bunlar yaşamdaki karşıtlıklarla örülerek konuyu oluşturur: aydınlık- karanlık güçlerin çatışması: iyilik-kötülük, sevgi, tutku - kin, intikam; kadın-erkek kişiliğine toplum tarafından biçilen rollerin olumlu-olumsuz yanları; akıl ve doğa: toplumun farklı iki kesiminin, -Tamino-Pamina, Papageno-Papagena -yaşam karşısındaki duruşları; aydınlanmacılık, masonluk - faşizm, ırkçılık vb.
Bunların hepsi konunun özünde var mı? Yoksa zaman içinde bulgulanan alımlama boyutları mıdır? Mozart ve operanın yazarı Emanuel Schickaneder'in dile getirmek istedikleri neydi? Mozart'ın mason olduğu biliniyor. Operadaki masonik öğelere, simgelere (üç sayısının metinde ve müzikte yinelenmesi, üç kapı, üç nedime, üç bilge oğlan vb.) dayanarak Sarastro'nun masonluğu, Gece Kraliçesi'nin de karanlık güçleri, boş inançları simgelediği daha ilk yorum-larda ortaya atılan bir sav olmuştur. Fransız devriminden sonra Avrupa'ya yayılan aydınlanmacılığa, dahası tüm aydınlanmacı düşüncelere tutucu ve koyu Katolik Avusturya'da şiddetle karşı konuluyordu. Localar gözleniyor, insanlar damgalanıyordu. Mozart ve Schikaneder'in, başlarına gelebilecek böyle bir tehlikeyi öngörerek operaya masalsı bir hava vermiş olmaları olası. Ne ki bu yapıtın bir boyutu ve içindeki açık alanlara yeterli bir yanıt oluşturmuyor.
Bu nedenle olsa gerek Sihirli Flüt, Mozart'ın operaları arasında - Don Giovanni dışında - ressamların en çok ilgisini çeken opera olmuştur. Özellikle 20. yy. ressamları bu operaya büyük ilgi göstermişlerdir. Sahne tasarımı yapan ressamlar arasında Oscar Kokoschka, MarcChagall, David Hockney, William Kentridge, Karel Apel gösterilebilir. Bu isimleri çoğaltmak olanaklı, ancak bu sanatçılar rejisörle birlikte dramaturji çalışması yaparak sahnelenmek üzere tasarımlarını yapmışlardır. Sahnelemeden bağımsız, sadece operadaki kişilerin ya da sahnelerin resmini yapan ressam da yok değil.
Şimdi gelelim sanatçımızın resimlerine. Alkor operayı sahne tasarımı yaparcasına birebir resimlemiş. Resimlerin kimi soyut, kimi figürlü. Kullandığı teknikler değişik: yağlıboya-akrilik, fotoresim ve fotoğraf. Kişilerin her biri için kişiliğine göre bir maske düşünmüş. Ancak başkişiler bunun dışında kalıyor: Gece Kraliçesi ve Sarastro, Tamino ve Pamina. Onların hem maskesi, hem de tam boy resimleri var. Gece Kraliçesi'nin ve Sarastro'nun resimleri soyut. Metinde Gece Kraliçesi "yıldız saçan kraliçe" diye geçer. Resimde gece mavisinin değişik tonları içinde parlayan irili ufaklı yıldızlar, kratiçe figürünün konturunu çiziyor ve bütün çevresini sarıyor. Sarastro, sarıdan kırmızıya sıcak güneş renkleriyle karşımızda. Tamino ince, zarif genç bir kadın. Ayakları çıplak, üzerinde siyah bir giysi, başında yüzünün yarısından fazlasını örten büyük, başlıklı bir maske, başı öne doğru hafifçe eğik, elinde tuttuğu düz flütü üflemekte. Pamina ise, ağlamaktan gözleri çıkmış bir bebek. Tamino'nun bakar bakmaz aşık olduğu resim, tıpkı metinde söylendiği gibi ışıl ışıl renkli taşlarla süslü bir çerçeve içinde. Bir başka resimde Pamina ellerini dizlerinin üstüne koymuş, başı yana doğru eğik, bitkin, çaresiz, mutsuz oturuyor. Papageno, kocaman renk renk kanatlarıyla tam bir kuş. Papagena'nın resimlerinde resmin alt yanından yukarıya doğru baktığımızda onun nasıl değişime uğradığını, mutlu, güzel bir kadına dönüştüğünü izleyebiliyoruz. Sanatçı bunu resmin alt yanındaki kara lekeden, önce yarısı görünen sonra kat kat aydınlığa çıkarak tamamlanan yüzlerle belirtmiş.
TAMİNO VE PAMİNA
Her iki karakter de, şimdiye kadarki Sihirli Flüt yorumlarında görmediğimiz bir biçimde karşımızda. Operada Tamino yeniyetme yakışıklı bir prenstir. Oysa bizim resmimizde genç bir kadın. Bunu nasıl yorumlamalı? "Sihirli Flüt"ü değişik zamanlarda ve değişik tiyatrolarda birkaç kez sahnelemiş olan rejisör Pierre Audi, Tamino'yu renksiz ve naif bir tip olarak tanımlıyor. Ne yapacağını bilmeyen, kararsız, daha ilk bakışta bir resme aşık olan, Kraliçenin sözlerine hiç düşünmeden inanan saf bir çocuk. Tamino ejderhadan korkup bayılıyor. Geleneksel söyleme göre erkek korkmaz. Bilge Alkor Tamino'yu böyle değerlendirmiş olabilir mi? Bu ilk akla gelen yorum. Ama operada görüyoruz ki Tamino büyük bir değişim yaşıyor. Pamina'nın resmini gördükten sonra yaşamında büyük bir değişiklik oluyor. ilk kez sevginin ne olduğunu anlıyor, sevgiyi yoğun yaşıyor, Pamina'ya olan sevgisi için her türlü tehlikeyi göze alıyor. Çeşitli sınavlardan geçiyor, susmayı, sabırlı olmayı ve dayanmayı öğreniyor. Toy bir çocukken olgun bir insan oluyor. Bu erdemler `insan'a özgü. Sarastro'nun Tamino için, `O bir insan' deyişini anımsayalım. Demek ki, konunun özü olan erdemlilik, güçlü olma, sevgiyle bilgeliğe ulaşma yolu erkek için de kadın için de bir. Nitekim Pamina, Tamino ile birlikte bu yolu yürüyor, sınavı başarıyor. Sarastro'nun tapınağına kabul edilen ilk kadın olarak Sarastro tarafından kraliçe ilan ediliyor. Kral ve kraliçe, Tamino ve Pamina, ikisi de kadın. Bu yadırgatıcı durumun ardındaki düşünce ne olabilir? Konunun dayandığı temel kavramları yineleyelim, 'güç, sevgi, bilgelik' demiştik, bunlara şimdi `değişim ve erdemlilik'i de ekleyebiliriz. Bunlar erkeğe mi özgü? Elbette ki değil. Her iki cins için de geçerli. O halde Tamino'yu kadın olarak görmek cinsiyet ayırımına karşı bir duruşu dile getiriyor, "insan" olmanın erkeğe özgü olmadığını.
Pamina'ya gelince... Gece Kraliçesinin Tamino'ya verdiği resimde Pamina mutsuz. Ağlıyor. Neden? Annesi ona Sarastro'yu öldürmesi için hançeri verene kadar ona olan sevgisi sınırsızdı. Ona inanıyordu. Sarastro'nun tapınağından kaçmak, annesinin yanına gitmek istiyordu. Monostatos onu Papageno ile kaçarken yakalayıp ele verdiğinde, Sarastro'ya Monostatos'un onu taciz ettiği için kaçmaya kalkıştığını söylüyor, kendisini bağışlayıp özgür bırakmasını diliyor ondan. Sarastro, "Başka birini çok sevdiğini biliyorum, seni annenin eline bırakırsam, seni bekleyen mutluluktan yoksun kalırsın," diye yanıtlıyor onu. Gelişen olaylarda gözünü intikam bürümüş olan Gece Kraliçesi kızını lanetliyor. Pamina artık annesine değil, Sarastro'ya inanıyor. Bu olaylar örgüsü içinde Pamina'nın resimde neden mutsuz göründüğünü açıklamak zorlaşıyor. Resimde Pamina, Tamino'nun aksine, etli canlı bir varlık değil, bir taş bebek. Çocukluktan daha yeni çıkan Pamina da Tamino gibi bir `değişim' yaşıyor. Birbirlerine duydukları derin `sevgi' onları olgunlaştırıyor, mutluluğa götürüyor. Pamina'nın annesinin yanındayken, mutsuzluğunu bile fark edemeyecek denli kişiliksiz, donuk bir kız olduğunu mu anlatıyor bu taş bebek imgesi? Olabilir. Tamino'ya duyduğu derin sevgiyle canlanıyor hayat buluyor taş bebek. Tamino ve Pamina'nın masklarına bakıldıkta bu alımlama doğru gibi görünüyor. Çünkü aralarındaki biçimsel farklara karşın içerik açısından birbirlerine çok yaklaşıyorlar. Başka deyişle içerik, iki gencin özde birbirlerine yakınlıklarını vurguluyor. Renkler aynı. Pamina'nın maskında göz deliklerinin üst yanında kuru yapraklardan oluşan bir taç, gözlerin altında, ağzın olduğu yerde küçük kırmızı bir kalp var. Mask incecik, zarif dallarla bezenmiş açık renk bir zemin üzerinde duruyor. Tamino'nun maskı bütün yüzü kapatıyor. Başındaki taç kurumuş gül yapraklarından oluşuyor. Tacın iki yanından görünen resim yüzeyinin üstünde çiçekler...
RESİMLER OPERA METNİNDEN YAPILAN ALINTILARLA BÜTÜNLEŞİYORLAR. KANIMCA METNİN ÖZÜNE İNEN VE DOĞRUDAN MÜZİĞİ YANSITAN İKİ BÜYÜK YAĞLI BOYA RESIM VAR: BIRI SIHIRLI FLUTUN RESMI. ÖTEKİ"SİHİRLİ FLÜT MÜZİĞİNE SUNU". BU İKİ RESİM BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR. SANKİ KONUNUN ÖZÜ BU RESİMLERDE GİZLENMİŞ.
Bunlar operanın başkişileri ve müzikten çok metinle bağlantılı. Resimler opera metninden yapılan alıntılarla bütünleşiyorlar. Kanımca metnin özüne inen ve doğrudan müziği yansıtan iki büyük yağlı boya resim var: Biri sihirli flütün resmi. Öteki "Sihirli Flüt Müziğine Sunu". Bu iki resim birbirini tamamlıyor. Sanki konunun özü bu resimlerde gizlenmiş. Konunun odak noktası olan, operaya adını veren sihirli flütü Pamina'nın babası, kızını koruması için bin yıllık bir ağaçtan yontmuştur. Derin bir `sevgi'yle birbirine bağlanan genç çifti, şimdi geçecekleri ağır sınavda o koruyacaktır. Resimde flüt resmin tam ortasında yatay duruyor. Ses dalgaları flütün çevresinde renk renk yayılarak bütün resim yüzeyini kaplıyor. İkinci resim operadaki simgelerin örgüsünden oluşmuş. Tıpkı opera uvertürlerinin, operanın temalarının örgüsünden oluştuğu gibi; Gece Kraliçesinin ve Sarastro'nun renkleri bir arada. Resmin tam ortasında koyu mavi boşluğun içindeki hızlı döngüsel hareketle dört bir yana saçılan ve aynı döngüsel hareketi vurgulayan ışıltılı yıldızlar... Gece Kraliçesi'nin simgeleri. Sivri ucu gökyüzüne yönelen üçgenler... Sarastro'nuıı simgeleri. Resimde karşıt renkler egemen, yani karşıt güçler bir arada. Simgeler iç içe giriyor. Pamina, annesine kavuşmak istediğiniSarastro'ya söylediğinde Sarastro Gece kraliçesi için, "O benim egemenliğim altında," der. Kadınların erkek tarafından yönetilmedikçe doğru yoldan şaşacaklarını ekler sözlerine. Pamina'nın babası (Güneş Kralı) ölürken yedi katlı güneş kursunu Sarastro'ya vermiş ve eşiyle kızını ona emanet etmiştir. Böylece gece-gündüz düzeni bozulmuştur. Gece Kraliçesi güneş kursunu ele geçirerek tek başına iktidar sahibi olmayı istemektedir. Oysa daha baştan Pamina ile Papageno'nun düetinden öğreniyoruz ki `sevgi' bağı kadın ve erkeği birlikte tanrısallığa ulaştırır. Kadın kalbiyle, erkek aklıyla birbirlerini tamamlarlar. Sarastro bir öngörüyle Pamina'yı kaçırmıştır; Tamino ve Pamina sınavı kazanacaklar, Sarastro güneş kursunu onlara vererek çekilecek ve eski gece-gündüz düzeni geri gelecektir. Bu resim, konunun özüne uygun olarak geceyle gündüzün birbirini izlediği, evrensel barışın egemen olduğu önceki düzen olarak alımlanabilir. Ancak, Tamino'yu kadın olarak düşünürsek karşıtlıklar ortadan kalkacak demektir. Kadında akıl da yürek de olduğuna göre, karşıt cinslerin "birbirini tamamlayan" bütünleşmesine gerek kalmayacak. Opera, aydınlığın karanlık güçlere, Güneş Kralı'nın Gece Kraliçesi'ne egemen olmasıyla son bulur. Bu yeni yorumda operanın sonu değişiyor. Sevgiyle birbirine bağlanan, en güç sınavları birlikte başaran iki kadın evrensel barışı gerçekleştirecekler. Düş kurmanın sonu yok, kim bilir, belki de o zaman güç ve intikam duygusunun bilinmediği daha aydınlık, daha mutlu bir dünyamız olurdu.
Doğrusu yüzyıllardan beri süregelen erkek egemen toplum düzenine karşı kadınların baş kaldırdığı çağımızda böyle bir yoruma ilk kez bir Türk sanatçının yol açmış olması çok ilginç. Sihirli Flüt, Bilge AIkor'un sahne tasarımıyla yaratıcı bir rejisörün yönetiminde sahnelenecek olsa bir "ilk" gerçekleşmiş olurdu. Toplumsal erkekliğin sorgulandığı, kadınların baş kaldırdığı çağımız açısından çok ilginç bir yorum.
- Nazan İpşiroğlu, "Mozart'ın Sihirli Flüt Operasına yeni bir yorum" 01.06.2007
- Prof. Dr. Ümran Bulut, "Görsel Opera" 17.05.2007
- Levent Çalıkoğlu, "Düşünce Katmanları Arasında Mozart" 05.05.2007
- Nazan İpşiroğlu, "Müziğin Etkisi, Ses-Söz-Renk Bütünlüğü" 2006
- Pelin Özer, 2005
- Kaya Özsezgin, "Şair-Müzik Eşliğinden Resim Sanatına" 05.12.2004
- "Alkor'dan Schubert'e Sevgiyle" 22.11.2004
- İlhan Selçuk, "Pencere: Karga Gak Dedi…" 13.11.2004
- Zeynep Rona, "Bir Çığlık: Kış Yolculuğu" 11.11.2004
- Emel Ernalbant, "Müziği Resmediyor" 10.11.2004
- "Schubert Sürprizi" 01.11.2004
- Toprak Aslan, "Bilge Alkor'un Şiir ve müziği buluşturduğu Kış Yolculuğu" 01.11.2004
- Can Alkor, "Musiki Ruhu'ndan imgenin doğuşu" 2004
- Enis Batur, "Bilge Alkor'un 'Fırtına' sergisinden izlenimler" 23.04.1996
- "Cevat Çapan’la Konuşma" 01.04.1996
- Ahu Antmen, "Maçka'da bir Adak Duvarı " 02.11.1995
- Kaya Özsezgin, "Sergiler" 15.11.1991
- Giorgio Seveso, "I veleni della realta hanno un fascino misterioso e crudele","Autoritratto d'artista" 1991
- Ahmet Köksal, "Sergiler" 15.03.1990
- "Soyutlamanın Ak Perdesinden" 10.03.1990
- "Bilge Alkor—Maçka Sanat Galerisi" 08.03.1990
- "Bilge Alkor Resimleriyle Gizemi Yaşamaya Çağırıyor" 01.03.1990
- Ahmet Oktay, "Alkor'un Resminde İnsanlığın Hali" 1990
- Cem Aslıhan, "Bilge Alkor üstüne" 1990
- Sezer Tansuğ, "Bir Dönemin Dökümü" 1990
- "Bilge Alkor'un Almanya Sergisi” 19.10.1988
- "Bilder voller Intensitat und Spannung" 02.10.1988
- Can Alkor, "Poirot's endless night: Bilge.Alkor'un resmi üstüne düzyazı" 01.05.1987
- Ahmet Oktay, "Bilge Alkor'un Resmi Üstüne" 13.01.1986
- "10. Yıl Sergileri" 1986
- "Art, Rimeco 82-83" 1982
- L. Strozzieri, "Bilge Alkor oggi" 26.06.1981
- Donlenico Cara, "Un brutale ectoplasma" 03.03.1981
- Giorgio Seveso, "Önsöz" 1981
- Romolo Liberale, "L'Aquila: alla "Sonda" espone Bilge Alkor" 01.06.1978
- A.Bonanni, "Bilge Alkor alla Sonda" 01.06.1978
- XXVLL Rassegna, "G.B. Salvi" e "Piccola Europa" 1978
- 1978
- Dario Micacchi, "Le maschere umane-bestiali di Bilge Alkor" 14.10.1976
- Lorenza Trucchi, "Bilge Alkor ai Due Mondi" 13.10.1976











